30 Aralık 2011

Ecotools diye bir gerçek var!


Ecotools fırçaları tanıyor musunuz?
Tanıyor musunuz derken benim de amcamın oğlu olmuyor tabi,aldım denedim sevdim.Öyle tanıştık.
Şimdi de dünyanın en çok okunan 8575929593764 blogu olarak bu süper fırçaları size tanıtmam gerekiyor.

Yukarıdaki resimde makyaj fırçalarımı koyduğum ilkel kap görülmekte.Kendisi esasen saksı.Çantası olmayan fırçaları buraya koyuyorum.
Boyu kısa olanlar resimde çıkmamış.Zaten toplu resimlerde kısa boylular hep mağdur olur.


Benim sahip olduğum Ecotools fırçalarım bu kadar,deyip bitiriyormuşum post'u.
(Bugün de şaka üstüne şaka,bilmem kaldırabilecek misiniz?)


Powder brush'ı ne kadar yumuşak olduğunu gösterebilmek için yakından çektim.Bu yumuşaklığın 10 katını dokunuşunda hissediyorsunuz.


Sapları da kılları kadar kaliteli.


Resimler çok karışık olmuş.Ama şöyle anlatmaya çalışırsam;üstteki fırçalar ve üstün üstündeki sağdaki iki fırça set halinde satılıyor.Powder brush ise ayrı.Onu tek olarak aldım.


Powder brush'ın güzellikleri böyle.Cruelty free olması ayrıca harika.



Arkasında da böyle ek bilgiler var.(Her resmin altına bir şey yazmak zorunda hissediyorum,bu lüzumsuz açıklamalar ondan.)


Bu da diğer setin çantası.2 fırça da ekstraymış.Bir değil,bir buçuk değil,tam iki fırça!


Fırçaların isimleri ve kullanım bilgileri.Ben en çok blending brush'ı sevdim.


Şu yakışıklılığa bakın.Powder brush değil adeta artist.

Hepsini Gratis'ten aldım.Tekrar alır mıyım?
Evet.Ama kaliteli oldukları için tekrar almaya ihtiyacım olmayacak.

Başka fırçaların olduğu setler bulursam kesinlikle alırım.

Benden Ecotools'a tam puan!

25 Aralık 2011

M.A.C Blushcreme - Ladyblush


Uzun süredir attım atıcam kontenjanında bekleyen bu postu artık ertelememeye karar verdim.Neticede her post bir gün atılmaya mahkumdur.
(Evet bu sözü bir yere yazalım,güzel oldu.)



M.A.C 'in Blushcreme serisinden olan Ladyblush'ı krem allık almaya karar verip araştırırken bulmuştum.

Bloglardaki swatchlarda çok güzel görünüyordu.Fakat benim blogumda diğer bloglardaki kadar güzel görünmüyor.Ya ışıktan ya telefondan bilemiyorum gerçek rengini tam göstermedi.(Utandı heralde yavrum.)

Burada çok şeftali tonlu gözükse de aslında pembe ve şeftali karışımı bir allık.Pembe azıcık daha baskın.



Mayıstan beri yoğun olarak kullanmama rağmen ancak bu kadarını bitirebildim.Rengini çok güzel ve yoğun veriyor.Yoğun vermesinden dolayı hata yapmaktan korktuğum için M.A.C 187 fırçayla sürüyorum.Parmakla eşit dağılmıyormuş gibime geliyor.



Bu resmi dikkate almayın.Hatta görmemiş olun.Eğer aklınızda bu allığı alma fikri varsa diğer bloglardaki resimler daha net karar vermenizi sağlayacaktır.



Bu biraz daha gerçeğe yakın.Rengi o kadar doğal ve güzel ki toz allık kullanmayı daha çok sevmeme rağmen bundan vazgeçemiyorum.



Bitince tekrar alır mıyım?Tekrar tekrar alırım.
O yüzden cupcake tahtına oturmayı da haketti.
Yanaklarınızdan öper!

16 Aralık 2011

Watsons Yüz Temizleme Kağıdı


Geçen gün kullanılmadığı için küsüp çekmece derinliklerine sinmiş olan bu kağıtları buldum.

Watsons'da Sesame Street serisi vardı bir ara.(Hala var mı bilemiyorum,çünkü Watsons'la aramıza Gratis girdi.)
El havluları,peçeteler,seyahat kitleri falan derken bir sürü Sesame Street temalı ürün almıştım.Her neyse bu da onlardan biri.Yalnızca bir kez kullandım.Ama yağlı cildi olanlar için gün içinde iyi bir çözüm olabilir diye düşünüyorum.



Bir de kıtlık var gibi üç tane almışım.



Açıklaması da burada.Resimleri yüklerken içindeki kağıtları çekmediğimi farkettim.Ama çok enteresan bir şey değil.Fırın kağıdının (yağlı kağıt hani kurabiyeler falan yapışmasın diye) daha incesi gibi.

Enteresan bir ürün,muhtemelen hala vardır Watsons'da.Yağlı ve karma ciltliler,ellerinizden öper!

06 Aralık 2011

Vanilya Club kutum hoşgelmiş!


Sabah kargocunun "kapının önündeyim." telefonuyla güne başlayınca biraz sinirlendim.Hiç sevmem uyandırılmayı.Ha ama illa uyandırılacaksam sonrasında bir hediye olması fena olmuyormuş.Denedim,gördüm.Vanilya Club kutusu sinir minir bırakmadı.


En dıştaki siyah kutuyu açınca bir de bu kutu çıkıyor.Ben matruşka'ya bağlayacak diye biraz korktum ama neyse ki bu sonmuş.


Gönderdikleri cicilere bayıldım.İçinde gerçekten hiç lüzumsuz bir şey yok.Hepsi belki bugün değil ama bir gün mutlaka ihtiyaç duyacağım şeyler.(Burada ne demek istediğimi kendim de anlamadım.İhtiyaçlarla ilgili bir şey sanırım.)


1.Sürdüm.Güzel.Kolay emiliyor.Belki nemlendiricim bitince deneyebilirim.

2.Bunu ilk gördüğümde (aşağıda kendi kağıdının resimlerini çektim.) oje sandım.Cahillik başa bela.Meğer bakım yağıymış.Kokusu harika.Daha sürmedim.Yağ ve yağlı şeyler sürmeyi de pek sevmem.Çok çok memnun kalırsam alırım.

3.Sürüldüğü gibi emiliyor.Çok hafif bir kıvamı var zaten.Mine çiçeği demişler ama kokusu baya limon.(Duyan da sanır her gün mine çiçeği kokluyorum.)

4.Bunu sürdüm.Hatta bir kaç saattir ara ara tazeliyorum.Plumper denen her şey gibi bu da plumper değil.Ama rengi harika.Pembe-mor arası ışıltılı çook hafif bir tonu var.Sürerim bitene kadar.Bir daha alacağımı sanmam.

5.Bunu daha denemedim.Kıvamına baktım parmağımla.Baya koyu.

6.Harika ötesi bir koku.Bununla duş almadığım için şimdilik sadece kokusu hakkında yorum yapabiliyorum.Muz çok baskın değil.Hatta ben hiç alamadım.Ama hindistan cevizi harika.Alırım galiba bir daha bundan.

7.Bu tırnağa sürülüp sonra ovulan bir tırnak güçlendiricisi.İçinde minik toplar var.Kokusu da pek hoş.Yaptım ama tabi güçlendirip güçlendirmediğini zamanla görüciiz.


İşte bu benim oje sandığım çok amaçlı yağ.Deneme boyu fısfıslı değil.Aynı oje şişesi gibi kapaklı.
Kokusu harika.İçinde bol miktarda altın rengi ışıltı(sim desem tam sim değil daha küçük bişiler) bulunduruyor.


Böyle kullanılıyormuş.İlginç şeyler tabi.


Vanilya Club kutumu da deşifre ettikten sonra aynı türdeki bir başka yazı için öbür ayın kutusunu beklemeye başladım.Bakalım onda neler olacak?

03 Aralık 2011

28 Kasım 2011

Rimmel Natural Bronzer-Sun Bronze


Geçen gün yaptığım Watsons alışverişinde yeni takıntım olan yüz kontürlemeyi çalışmak için bronzer aldığımı söylemiştim.Bununla biraz alıştırma yapıp Nars veya The Balm'ın bronzer'ını almayı düşünüyordum.Hala da düşünüyorum,yani başka ürün almaya ihtiyaç duymayacak kadar beğendim diyemem.



Sanırım bundan bir ton açığının adı Sun Dance'ti.Fakat bundan daha simli bir yapıya sahip olduğu için almadım.Sun Bronze bana kontürleme için bile koyu.Ama esas beğenmediğim nokta bu değil.



Yapısı çok hafif.Bu özelliği güzel.İçinde kafam kadar simler bulunmuyor.

Yüz kontürleme için kesinlikle simli ürün kullanmıyoruz.10 kusurlu hareketten en kusurlusu.



Rengin belli olması için biraz fazla sürdüm.Gerçi az sürülmüş halinde de koyu ama.(Biraz simler görünüyor.O önceden sıktığım Body Mist'ten kalmış.Bunun değil.)

Beğenmediğim yönüne gelince,ben yüz kontürlemede daha çok The Balm-Bahama Mama tarzında kahverengi alt tonlu bronzer'lar kullanılması gerektiğini düşünüyorum.Neticede kimsenin yüzünde turuncu renkli gölge oluşmuyor.İşte bu bronzer da turuncu alt tonlu.

Özetle kötü değil,ama bana uymadı.Yenisini de tabi ki almam.Almak isteyenler için fiyatı yanılmıyorsam 14,99 TL'ydi.Ellerinizden öper!

26 Kasım 2011

Eyeliner çekemiyorum demeyin,şansınızı deneyin!

Yapılan araştırmalara göre makyaj yapan kadınların %80,6489'u eyeliner çekemiyor.

"İzlemediğim "eyeliner tutorial" kalmadı.O düzgün,kanatlı kuyruklu,ip gibi eyeliner'ları görünce ağzımın suyu akıyor.Fakat yine de çekemiyorum,olmuyor olmuyor olmuyor..." diyorsanız!

Tüm eyeliner çekemeyenlere Michelle Phan'dan geliyor.


24 Kasım 2011

Rimmel Glam'Eyes Quad Eyeshadow-Smokey Brun !


Watsons'ı artık en çok Rimmel için seviyorum.

Neredeyse tüm rujlarını topladıktan sonra son takıntım olan yüz kontürleme meselesini biraz çalışmak için (ciddiyete bak,göz yaşartıcı) bronzer almaya karar verdim.Bronzer'ı aldıktan sonra Watsons'ın 30 TL'lik alışveriş yapana ışıklı ayna 17,50 TL kıyağını görünce bir şey daha alayım ne alayım derken bunu buldum.

Rimmel da iki ürün alana clutch çanta veriyordu bir de onu aldım.(Neler olmuş neler.) Her neyse gayet karlı bir alışverişin ardından kaptım malzemelerimi geldim.


Dokuları o kadar güzel ki ne çok sert ne çok yumuşak.Toz toz da olmuyor,sürmek için kazımak da gerekmiyor.Pigmentli olması da ayrıca güzel.

Ben çok sevdiğim bir kahverengi farımı krem far yapıyorum diye rezil ettikten sonra çok parlak olmayan kahverengi far arıyordum.Bu tam aradığım gibi bir ürün oldu.İçinde devasa simler yok.Rengi güzel.Daha ne olsun.


Renkleri daha iyi görebilmeniz için farları sürmeden koluma M.A.C Fix + sıktım.Yani normalde bu yoğunluğu elde edebilmek için daha çok kez sürmek gerekebilir.Onu bilemiyorum.


Bunlar da flashlı halleri.Günlük makyaja bile çok iyi gidebilecek tonlar.

Kendi sitesinde diğer renkleri de var.Ben bundan sonra da mor'lu olanı almayı düşünüyorum.Yani tekrar alır mıyım sorusuna koca bir "evet" diyorum!

20 Kasım 2011

The Balm Time Balm Concealer !


The Balm ürünlerini Gratis'te bulabiliyoruz demiştik.(Nerde demiştik? diyenler için özel tık.)

Bu parabensiz cici ürünlerin en şahanelerinden biri olan Time Balm Concealer'ı şimdi anlatmaya başlıyorum.Başlaaa-dım!


İçindekiler böyle.

Cera Alba (Beeswax) maddesine dikkat çekelim.Ürüne bal kokusunu verenin Beeswax olduğunu düşünüyorum.Düşünüyorum dememin sebebi kıvam için mi yoksa koku için mi kullandıklarını bilemiyor olmam.Malum beeswax kozmetikte oldukça sık kullanılan bir madde.

Fakat kokuyu hangi madde veriyorsa tebrik etmeli.Çünkü bal aromalı veya içerikli ürünlerin genelde koktuğu gibi yapay bir koku yok.Resmen kavanozu açmış da kokluyormuş gibi gerçek bir bal kokusu var.


Ben ton olarak "light" aldım.Ne koyu ne açık geldi.Aslında bundan bir açık tonu (lighter than light) almamı önerdiler ama ben göz altlarındaki fazla açık renkten çok huylandığım için bunu tercih ettim.Memnun da kaldım.

Tonları kendi sitesinde de var.Ayrıca çoğu concealer'a göre çok geniş bir renk skalasına sahip.




Büyüklüğü tam olarak bu.Çok az gibi görünse de kıvamı hafif olmadığı için hemen biteceğini sanmıyorum.


İçinden bir de sünger çıkıyor.İşlevsel mi?Bence pek değil.Ama concealer'ı süngerle uygulamaya alışkın olanlar için pratik bir çözüm.


Bu resmi yayınlamak konusunda tereddütte kaldım.Çünkü rengin görünenle alakası yok.Neden böyle koyu durmuş hiç anlamadım.(Neyse görmemiş olalım.)


Kıvamının koyuluğu burada biraz anlaşılıyor.Aslında sürmeden önce yapısına zarar vermeyecek kadar (bir kaç saniye filan) ampul gibi bir şeyin altına tutulsa daha kolay uygulanabilir diye düşünüyorum.

Şimdi gelelim esas meseleye,ben bu ürünün nesini sevdim?

**Concealer'ların en affedilmez hatası olan "çizgilerde toplanma" kabusunu yaşatmıyor.Uzun süre sonra bile toplanmadan sürüldüğü gibi kalıyor.

**Yorgun göz altlarına etkili bir kapatıcılık sağlıyor.Ha sürmüşsün ha sürmemişssin tipinde bir ürün değil,işe yarıyor.

**Kokusu şahane,gerçek bir bal kokusu yayıyor.Ve en güzeli de koku kalıcı.

**Kırışıklık karşıtı bir ürün olduğu için daha huzurla kullanılıyor.Hatta kendileri gece bile sürebilirsiniz diyor.(Sitesindeki açıklamada var.Sürün yatın sabaha hem güzel uyanın,hem de kırışıklıklarla savaşın gibi bir iddiaları var.)

**Ürünü almadan önce araştırırken bir yerde aynı zamanda far bazı olarak da kullanılabileceğini okumuştum.Şu an nerede olduğunu hatırlamasam da doğru olabilir,özellikle M.A.C Fix + ile birlikte gerçek bir far bazı etkisi yakalanabilir.

**Fiyatı kalitesine göre çok uygun.


Böyle de doğa dostuyuz.The Balm'ın tüm kutuları geri dönüştürülebilir malzemeden oluşuyor.


Gratis bizim için The Balm ürünlerine özel böyle bir çanta hazırlamış.Pek şirin,insan atmaya kıyamıyor.

Fiyatı:30 TL.

Tekrar alır mıyım?Hayatımın concealer'ını buldum.Tabi ki alırım!

Altın değerinde tavsiyeler!


Size Miss Stinson'ı takdim etmek istiyorum.Kendisi oldukça minnoş bir insan olmasının yanı sıra iyi bir kozmetik kurdu.

Blogunda tavsiye ettiği ürünleri okuduktan sonra (bazıları benim de kullanıp çok sevdiğim ürünlerdi,ama nedense Watsons'la aramıza bir soğukluk girdikten ve ben Gratis'le flört etmeye başladıktan sonra tekrar almayı unutmuştum.) çeşitli gruplarda kullanacak ürün arayan kişilere çok yardımı olacağını düşündüm.(Böyle de düşünürüm bazen.)





İşte size Miss Stinson'dan güvenilir ve güzel ürün tavsiyeleri!


19 Kasım 2011

Flormar Oje Kurutucu !


Yatarken oje sürmeyi seviyorsanız tırnaklarınızda oluşan çarşaf izlerine de yabancı değilsinizdir.Ben bunu kullanmaya başladıktan sonra o lanet görüntüyü unuttum.Artık güne elimde aseton,cinlerim tepemde başlamıyorum.

Bundan önce Kalyon'un oje kurutucusunu kullandım.Hangi akla hizmet öyle bir ürün yapmışlar hala çözemedim.Sanki tırnaklarınıza yağ sıkıyormuşsunuz gibi bir kıvamı var.Ve o yağ da öyle olduğu gibi kalıyor.Ne bir uçma ne bir emilme hiç birşey yok.Madem sıktıktan sonra hiç bir yeri ellemeyeceğim o zaman adam gibi beklerim kendi kendine kurur oje zaten.(Atarlı bir ürün tanıtımı oldu,nasıl doluymuşum.)

Flormar'ın oje kurutucusunu Kalyon'u başarısız ürünler mezarlığına naklettikten sonra aldım ve bir daha da değiştirmeyi hiç düşünmüyorum.

Hatta büyük kutuyu ilk aldığımda evden "manikür salonu açıyormuşsun hayırlı olsun" tadında yorumlar almış olsam da düzenli kullanım sonunda (öyle ya da böyle bu oje sürülüyor tabi) o devasa kutuyu bitirdim.

İkincisini almak için gittiğimde büyük kutunun artık üretilmediğini söylediler.Ben de mecburen küçük olanını aldım.Artık doğru mu yoksa "bizim mağazada yoksa artık üretilmiyordur" tarzında bir mağaza görevlisi klişesi mi bilemiyorum.

Ürünün artılarını sayıp konuyu bağlayalım:

**Kokusu harika.Limon ve fıstık yağı içeriyor.

**Gerçekten çabucak kurutuyor ve ojeyi daha parlak hale getiriyor.

**Sürdükten sonra elinizde hiç bir kalıntı,yağlılık,yapışkanlık vb. bırakmıyor.Sürdüğünüzü sadece kokusundan anlayabiliyorsunuz.Hemen uçuyor.

**Fiyatı da aşağıda görüldüğü gibi uçuk değil.Çok çok uygun.



Tekrar alır mıyım?Kesinlikle!!!

Sürüyoruz ama nasıl sürüyoruz?

Bildiğiniz üzere cildimiz gece yenileniyor.O yüzden uyku düzenimize dikkat etmeli ve bol bol ıspanak yemeliyiz.

Herkes uykusunu almış ve almamış haldeyken cildindeki farkı bir şekilde gözlemlemiştir.Mesela uykusuzken benim cildim pürüzlü gibi oluyor.Göz altlarıma hiç girmiyorum bile.

Uyku düzeni konusunu geçersek bir de elbette gece yatmadan önceki ritüelimiz var.Göz altı kremi,burun yanı losyonu,dudak kenarı serumu gibi binbir çeşit ürünü üstün bir sabırla cildimize uyguluyoruz.

Ama acaba doğru sırayla mı sürüyoruz?Sürerken yapılmaması gereken 10 kusurlu hareket nedir?

Michelle Phan bu konuda güzel bir tutorial hazırlamış.Ben bunu izleyeli bayağı bir zaman oluyor ve çoğu hareketimi gösterdiği şekilde (özellikle göz altı kremini parmaklarla tıp tıp yedirme hareketi) değiştirdim.Bir bilene sormak lazım diye boşuna dememişler.

Tüm cilt bakımı severlere geliyor...


17 Kasım 2011

Maybelline Dream Touch Blush !


Bu allık hakkında çok fazla bir şey söylemeye gerek duymuyorum.(Uu böyle girince de çok sinirli bi hava oldu.)

Bundan önce köpük olanını (Maybelline Dream Mousse Blush-Peach Satin) kullanmıştım.Ki düzenli olarak en uzun süre kullandığım ürünlerdendi.

Üniversitedeyken orda burda yolda her yerde uyuma ihtiyacı hissettiğim için bulaşacak diye ten makyajı yapmıyordum.Yalnızca Dream Mousse Blush gayet canlı ve sağlıklı bir görüntü sağlıyordu.Fakat bu ürün ondan oldukça farklı.


Köpük allık çok hafif dokulu olduğu için daha güzel yayılıyor ve doğal bir görüntü sağlıyordu.Bu allıkta o etkiyi bulmak çok zor oluyor.Parmakla sürüp dağıtsan olmuyor,fırça hiç olmuyor falan velhasılı zor ve riskli bir ürün.

Kodu falan da yok,hiç bir şey yazmıyor üstünde.



Yere düşürmüştüm de ondan bir tarafa toplanmış.



Oda ışığında flaşsız.(Tabi ben rengi göstermek için haldır huldur sürdüm,biraz daha hafifini düşünün.)



Bu da flaşlı hali.Aslında biraz daha koyu tenlilere ışıltılı bir hava verebilir.Ama çok çok dikkatli kullanılırsa.Zira saniyeler içinde maymuna çeviriyor.

Tekrar alır mıyım?I ıhh.Almam.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...